‘Vandalizm, kentsel ergonomiyi etkiliyor’…

Kentsel vandalizmin her belediyenin sorunu haline geldiğine dikkat çeken Muzaffer Külcü, `şehrimi seviyorum` eksenli eğitim ve bilinçlendirme konulu bir kampanyanın gerekli olduğunu açıkladı.

16. Ulusal Ergonomi Kongresi`nde konuşan Başkan Külcü, ergonominin Belediye hizmetlerindeki yeri ve öneminden bahsetti.

Kentsel yaşamda, bireylerin beklentilerinin arttığını vurgulayan Külcü, yaşlı ve engellilere özel düzenlemeler için kolları sıvadıklarını kaydetti. Külcü, konuşmasını şöyle sürdürdü:

`Belediyecilikte uzman katılımı şart`

“Kongrenin ana teması olan `Yaşam Kalitesi için Ergonomi` özellikle biz yerel yöneticilerin görev tanımı içerisinde yer almaktadır.

Kent planlamacıları, kentin insan için olduğu esasından hareket ettiklerinden, ergonomik özelliklere daha fazla önem vermektedirler. Kentin ergonomik yapısının belirlenebilmesi; psikoloji, sosyoloji, peyzaj mimarisi, ekonomi, coğrafya, jeoloji gibi birçok disiplininin de katkısını gerektirmektedir.

Bizler için; yapılan her işin, gerçekleştirilen tüm hizmetlerin ergonomik açıdan değerlendirilmesi de zorunlu olduğundan, bu hususta ne kadar etkin bir uzman katılımı gerektiği açıkça görülebilmektedir.

Kent altyapı sistemlerinin birçok özelliğinin anlaşılabilmesi, kentli beklentilerine yanıt verilebilmesi için de ergonomi ilkelerinin titizlikle uygulanması gerekir.

Kentle ilgili düzenlemelerin tümünde; ne tek bir cinsiyeti ne tek bir kullanıcı kuşağını ne de bir eğitim ve gelir seviyesini esas alabiliriz. Gelecek kuşakların gereksinimini her cins ve yaşın gereksinimini de yaptığımız tüm planlama ve uygulama çalışmalarında göz önünde bulundurmak zorundayız.


Kentte yaşayan herkesin temiz havadan çevreye, ulaşımdan konuta, parklardan temizliğe beklentileri giderek artmaktadır. Bunların sağlanabilmesi için kentsel yaşamın konforunu artırmak ve kentte yaşayan herkesin azami memnuniyetini sağlayacak standartlara ulaşılması da kaçınılmaz bir vecibedir.

İnsanlığın ortak tecrübesi şudur ki; hızla büyüyerek plansızca oluşan kentler, sosyal yaşamı zorlaştırmaktadır. Bunun sonucunda, hem fiziksel hem de ruhsal olarak yıpranan insanların performansı da ciddi ölçüde düşmektedir.

Türkiye de, hızlı kentleşen bir ülkedir. Türkiye’de 1950 yılında nüfusun %25’i kentlerde yaşarken, 2010 yılında bu oran %70’lere ulaşmıştır. Çünkü kentler birçok zaman aksi düşünülse, birçok zaman aksi ifade edilse de insanların daha iyiye eriştikleri alanlardır.

`Yaşlı ve engelliler için kolları sıvadık`

Şu da bir gerçek ki kentler; her yaştan, her cinsten, her ekonomik gelir seviyesinden ve eğitim düzeyinden insana hizmetler sunan karmaşık oluşumlardır. Bu oluşum içerisinde tabi ki yaşlı ve engellilerin de ihtiyaçları karşılanmak zorundadır.

Bugün aslında tartıştığımız konu için müstesna bir gün. Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. 3 Aralık tarihinin `Dünya Engelliler Günü` olması vesilesiyle tüm engelli vatandaşlarımızın bu gününü de kutluyorum.

Kentsel ergonomiyi kanaatimce en fazla bu sosyal kesim için tartışmalıyız.

Bugünün sağlıklı bireyleri olarak hepimiz, beklenmedik bir anda engelli olabileceğimizin, veya zaman ilerledikçe yaşlı grubu içinde yer alacağımızın bilincinde olmalıyız. Engelli ve yaşlılarımızı ancak bu bilinçle anlayabilir ve onların beklentilerine cevap verebilecek bir yaşam standardını ancak böyle sunabiliriz..

Aslında özürlüler, yaşlılar, hastalar, çocuk arabası süren anneler ve çocuklar için de yararlanılabilir bir kentsel çevreyi kurarken farklı bir yaşam tarzı tanımlamıyoruz.

Bizler için doğru olan, insanca olan ve gerekli olan her şey, özürlüler ve yaşlılar için de doğrudur, iyidir ve gereklidir. Meseleye böyle bakmamız gerekir diye düşünüyorum.

Şimdi biraz da, belediye olarak yaşam kalitesi için `ergonomik anlamda` neler yaptığımızdan ve neler yapılması gerektiğinden bahsetmek istiyorum.

Son dönemde hizmete sunduğumuz otobüs durakları ergonomik gerekleri tam olarak sağlamakta ve estetik niteliktedir. Ayrıca aynı materyal, renk ve tasarım özelliklerine sahip yeni nesil donatı elemanlarıyla da uyum göstermektedir.

Aydınlatma elemanları, çöp kutuları ve bankların çoğu yenilenmiş olup, bu elemanlar fonksiyonel görevlerini tam olarak yerine getirmektedir.

Eski tüm kentsel donatıları da kent dokusuyla örtüşen özellikte donatılar ile değiştirme sürecimiz devam etmektedir.

Döşeme malzemelerinde ise kış koşullarına uyması ve kullanım rahatlığının artırılması amacıyla rampalara yer verilmiştir. Zaten bu konuda hükümetimizin 2012 yılı için emredici bir düzenlemesi de vardır.

Oyun ve spor alanları çocuklarımızın, kadınların, özürlülerin, yaşlıların ve gençlerimizin sağlığı düşünülerek planlanmakta ve uygulanmaktadır.

`Kent ergonomisi oluşturmada sorunlarla karşılaşıyoruz`

Başlamış olduğumuz kent donatı elemanlarının yenilenmesi çalışmasında, insan sağlığı ve ergonomisini sağlayacak materyal ve tarihi kent dokusuyla uyumlu donatı elemanlarını seçmekteye de titizlik göstermekteyiz.

Tüm bu hizmetlerimizde birinci hedefimiz; toplumumuza sağlıklı ve modern bir kentli olmanın keyfini yaşatmaktır.

Yerel yönetimler kentlerin alt yapısının oluşturulması, gelişme planlarının yapılması, hizmetlerin sağlanması açısından da büyük önem taşımaktadır.

Fakat yerel yönetimler olarak `kent ergonomisi` oluşturmada birçok sorunla karşılaşmaktayız.

Bunların başında eski yerleşim yerlerinin yaşam kalitesini artıracak donatı ve ergonomik unsurları oluşturmak, oldukça zor ve uzun bir süreçte gerçekleşmektedir.

Oysa, yeni oluşturduğumuz yaşam merkezlerini, ergonomi biliminin disiplini altında çok hızlı ve düşük maliyetli olarak kurabilmekteyiz.

Şehrimizde Buharaevler bölgesi buna çok iyi bir örnektir.

`Vandalizmin önüne geçmek zorundayız`

Kentsel mekanlarda algısal kaliteyi etkileyen etmenlerden en önemlisi belki de kentsel vandalizm sorunudur.

Vandalizm; kısa tanımı ile zevk için veya bilgisizlik nedeniyle kent donatılarına zarar verme eylemidir.

Halkın vergileri ile sağladığımız kent donatı elemanlarının ortadan kalkmasına ve hizmetin kötü görünmesine neden olan bir unsur olarak `Vandalizm` her belediyenin sorunu olmuştur.

Vandalizm’i ortadan kaldırmak için, toplumun tüm katmanları olarak, `şehrimi seviyorum` eksenli eğitim ve bilinçlendirme kampanyaları ile bu sorunu aşmalıyız, aşmamız gerekir diye düşünüyorum.

Tüm bunları söylerken şunu da biliyorum ki bu konuda henüz katedilmesi gereken çok yol var. Elbette bu bizi hem çok yoracak hem de çok vaktimizi alacak. Ancak bu bizi yıldırmayacak. Geçmişte az çalıştığımız günler için bugün daha çok çalışıp açığı kapatacağız. Zira bizler bundan 700 yıl önce ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın ‘ prensibini vaz`eden bir medeniyetin mensuplarıyız.”;



06 Aralık 2010
155 kez görüntülendi