Çorum Belediyesi | İyi Hizmet, İyi Gelecek

Tarihçe

KÜLTÜR VE TURİZM FAALİYETLERİ OLGUSU İÇİNDE İL VE ÇEVRESİNİN YERİ

Eski ve köklü bir kültür yapısına sahip olan Çorum, bir çok medeniyetlere beşiklik etmiştir. Tarihi paleolitik devre kadar uzanan ilde, M.Ö. 4000’li yıllardan itibaren aralıksız iskan edildiği görülür. Çorum, pek çok uygarlıkların kalıntısını saklayan açık hava müzesi durumundadır. Anadolu’nun yerli kültür sanat geleneğini devam ettiren kentin en önemli turizm merkezi Hititlere başkentlik yapmış olan HATTUŞA(BOĞAZKÖY)’dır.Eski ve köklü bir kültür yapısına sahip olan Çorum, bir çok medeniyetlere beşiklik etmiştir. Tarihi paleolitik devre kadar uzanan ilde, M.Ö. 4000’li yıllardan itibaren aralıksız iskan edildiği görülür. Çorum, pek çok uygarlıkların kalıntısını saklayan açık hava müzesi durumundadır. Anadolu’nun yerli kültür sanat geleneğini devam ettiren kentin en önemli turizm merkezi Hititlere başkentlik yapmış olan HATTUŞA(BOĞAZKÖY)’dır.
İlin kültür ve turizm yönünden odak noktasını oluşturan Hattuşa ve Hititlere ait diğer kent kalıntıları ile tarihi yapılar turizmi canlı tutan etkenlerdir. İlin önemli olan bir diğer özelliği, Karadeniz Bölgesi’ni İç Anadolu’da bulunan turizm merkezleri ile diğer turistik merkezlere bağlayan yol üzerinde geçit durumunda olmasıdır.
Çorum Anadolu’nn yerli kültür ve sanat geleneğini devam ettiren, çeşitli uygarlık kalıntılarını saklayan açık hava müzesi olması özelliğini taşır. Aarkeolojik kazılar sonucu Çorum ve yöresinin tarihi geçmişini aşağıdaki biçimde sıralayabiliriz.

 

PALEOLİTİK VE NEOLİTİK DEVİRLER (Yontma ve Cilalı Taşa Geçme Devri) M.Ö. 600000-5000

Çorum’da dağınık ve az sayıda bulunan bazı taş aletler, bu bölgede yontma taş çağında(Paleolitik), insanın da yaşamış olduğunu ve yine bu çevredeki münferit buluntular Cilalı Taş Devri’nde(Neolitik), yerleşimin varlığını gösterir.

 

KALKOLİTİK DEVİR (Maden-Taş Çağı) M.Ö. 5000-3500

Çorum ve çevresinde ilk yerleşim M.Ö. 4000 yıllarında kalkolotik dönemin 4. aşamasına rastlar. Yörede kazısı yapılan merkezlerin hemen hepsinde kalkolotik çağa ait kap, kacak ve bakırdan yapılma malzeme ele geçmiştir. Her antik yerleşimin altında kalkolotik bir döneme rastlanılması doğal bakırın yörede varlığına bağlanabilir. Ayrıca yörede diğer zengin maden yataklarının bulunması teknoloji evrimini çabuklaştırmıştır. Böylece zengin etnik gruplara ve krallıkların ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Bu devir eserlerine Alacahöyük, Büyük Güllücek, Boğazköy, Eskiyapar, Kuşsaray’da rastlanmıştır. Yerleşimler bu dönemden itibaren devamlılık göstermiştir.

 

TUNÇ ÇAĞI

Çorum ilinin antik tarihinde en önemli dönem Tunç çağıdır. Saf bakırla yetinmeyip, maden filizlerinin arıtılması ve arıtılan madenlerle alaşım yapılması insan yaşamının en önemli evrelerinden biridir. M.Ö. 3000 yıllarına kadar süren bu dönem üçe ayrılır; Eski, Orta ve Genç devirlerdir.

 

Eski Tunç Devri

M.Ö. 3000 yıllarından Anadolu’da etrafı surlarla çevrili kent devletlerinin yaşadığı bilinmektedir. Çorum ve çevresinde etrafı surlarla çevrili pek çok kent devletinin varlığı, yapılan arkeolojik kazılarla belirlenmiş durumdadır. Başlangıçta nadir eşyanın yapımında kullanılan tunç, halka kadar inmiş değildi. Eski Tunç I. evresine bazen bakır devir de denmektedir. Bu devir 500 yıl kadar sürmüştür. Bu sürenin sonunda Tunç eşyalarının yapımı ve kullanımı bollaşmaya ve halka mal edilmeye başlar. Bu döneme de Eski Tunç II. dönemi denir. M.Ö. 2500-2300 yılları arasındadır.
Alacahöyük bu dönemin en zengin kent beyliklerinden biri olarak karşımıza çıkar. Eski Tunç III. döneminde(M.Ö.2300-2000) Anadolu çok sayıda kent beyliklerinden oluşan, oldukça renkli, etnik bir görünüm sunan kavimler topluluğu halindedir. Anadolu’da bu devirde henüz yazı bilinmediğinden, bu yörede bu denli zengin beylikleri kurmuş olan kavim; Hititlerin çivi yazılı belgelerinden öğrendiğimize göre, Hattilerdir. Bu dönemde yaşayan kavmin, ismi Anadolu’da en eski bilinen yerli kavmi olduğu karşımıza çıkmaktadır.

 

Orta Tunç Devri

Orta Tunç Devri Anadolu’da Asur Ticaret Kolonilerinin ve Eski Hitit Devletinin ortaya çıktığı dönemdir. Eski Tunç çağından yazının çıkmasıyla ayrılır.

 

ASUR TİCARET KOLONİLERİ ÇAĞI M.Ö. 1950-1850

M.Ö. 2000 yılı başlarında Anadolu zengin ve o çağın bayındır ülkelerinden biridir. Anadolu’nun bu durumunu bilen Mezopotamyalılar Asur Devleti’nin önderliğinde bir ticaret ilişkisi içine girdiler. Ticaretin devamlılığının sağlanması için Asurlular bazı Anadolu kentlerinin yanına 9 tane pazar kenti “KARUM”lar kurmuşlardır. Boğazköy’de Hattus Karum adıyla kurulan kent, bu ticaret merkezlerinden birisiydi. Bu kurumlar, Asur’a bağlı olup, tüccarlar ve ticarethane, yol güvenliği için yerli beylere vergi ödüyorlardı. Bu ticaret ilişkileri Anadolu’yu kültürel, ekonomik ve politik yönden etkilemiş M.Ö. 2000 yıllarından Anadolu yazıyı tanıyarak tarihi çağlarına girmiştir.
Bu çağ sanatında silindir, damga, mühürler, tabletler, insan ve hayvan heykelcikleri ile hayvan biçimli içki kapları (rython) özellik taşır. Çanak çömlek sanayii, çarkın kullanılmasıyla büyük gelişme göstermiştir. Anadolu’da yaşamakta olan sanat, yerli gelenek ve görenekler, mezopotamyadan gelen etkilerle gelişmiş, yeni bir ruh ve boyut kazanarak daha sonraki Hitit sanatının temelleri atılmıştır.

 

HİTİT ÇAĞI M.Ö. 1650-1200

Asur Ticaret Kolonileri dönemi, Anadolu’da sosyal ve siyasal yeni görünüşlerin doğmasını sağlamış, beyliklerle yönetilen Anadolu’da mezopotamyadaki gibi merkezi devlet fikri gelişmiş ve iç mücadelelerle başlamıştır. Hint Avrupalı bir kavim olan ve M.Ö. 1850’lerde Anadolu’ya gelen Hititler; önceleri Anadolu’nun yerli halklı yanında paralı asker olarak çalışmışlardır. Asurluların Anadolu’dan çıkmak zorunda kalmaları sırasındaki mücadelelerde askeri ve idari yönden temayüz ederek, devlet idaresini ellerine almışlardır. Anadolu’nun yerli halkıyla kaynaşan Hititler, Anadolu’daki beylikleri birleştirip, siyasi birlik sağlayıp Hitit Devleti’ni kurmuşlardır. Bu devletin kurucusu Labarna, başkenti Çorum ili Boğazkale ilçesi Boğazköy(Hattuşa) yapmıştır. Hititlerin adı Anadolu’nun yerli kavmi olan Hattilerden gelmektedir. Hitit tarihi M.Ö. 1650-1450 eski krallık ve M.Ö. 1450-1200 Hitit İmparatorluk devri olmak üzere iki safhada incelenir. Hititler Anadolu’da hakimiyeti kurduktan sonra, Suriye’ye seferler yapmışlardır. Mısır’la yaptıkları Kadeş Savaşı sonrası, tarihteki ilk yazılı anlaşma olan Kadeş Anlaşması’nı yapmışlardır. Hitit Devleti’nin kuruluşundan itibaren, sanattaki Mezopotamyalı unsurlar kaybolmaya başlayıp, Anadolu’nun yerli sanatıyla birleşmiştir. Sanatta boyutlar büyümüş, anıtsal ve monimental eserler ortaya çıkmıştır. Büyük mabetler, saraylar, sosyal yapılar, kaya kabartmaları ve ortosdadlarla önceki sanattan ayrılır. M.Ö. 1200 yıllarında deniz kavimleri gücü ve kuzeyden kaşka saldırılarıyla zayıflayan Hitit Devleti yıkıldı. Başta Boğazköy olmak üzere bütün Hitit şehirleri yakılıp talan edildi.

 

FRİG ÇAĞI

Hitit Devleti’nin yıkılışından sonra Anadolu’da 300 yıllık bir karanlık devir yaşanmıştır. M.Ö. 800 yıllarında Asur kaynaklarından “Muşki” olarak geçen Frigler, merkezi Gordion olmak üzere Kızılırmak yayı içindeki bölgede bir devlet kurarak tarih sahnelerine çıkmışlardır. Friglerin Çorum ilindeki önemli yerleşme merkezleri; Pazarlı, Boğazköy, Alacahöyük ve Eski Yapar’dır. Bu çağın önemli bir özelliği de, demirin uygarlığa bu çağda girmesi ve Demir Çağı’na Friglerle bağlanmasıdır. M.Ö. II. yüzyılın ilk yarısında Kimmerler tarafından yıkılan Frigler; kültür ve sanattaki etkinliklerini M.Ö. 330’da Büyük İskender’in Anadolu’yu ele geçirmesine kadar devam ettirmişlerdir.

 

FRİG SONRASI

Kimmerlerin Frig Devleti’ni yıkmasından sonra, Çorum ve çevresi; İran’da bir devlet kuran Medlerin, daha sonra da Perslerin hakimiyetinde kalmıştır. M.Ö. 276’da Trakya üzerinden geldikleri sanılan Galatlar, Çorum ve çevresinde Hitit ve Friglerden sonra en çok iz bırakan devlettir.Konfederasyonla yönetilen Galatların, Çorum ili dahilindeki merkezleri; Tavium, İskilip Avkat ve Nefes Köy’dür. Roma İmparatoru Julius Cesar zamanında da bu bölge Romalıların eline geçmiş, M.S. 395’te Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Çorum ve çevresi Doğu Roma(Bizans) İmparatorluğu’nun hissesine düşmüştür. Bu devirde Çorum’un adını Yonkinya olarak görmekteyiz.

 

ÇORUM’UN TÜRK YÖNETİMİNE GEÇİŞİ

1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra, Türk beylikleri bir çok koldan Anadolu kalelerini Bizanslılardan almışlardır. Çorum ve çevresinin fethi konusunda iki ayrı görüş vardır. İlk görüşe göre; Çorum ve çevresi Danişmend Ahmet Gazi tarafından 1075 yılında fethedilmiştir. İkinci görüşe göre; Melikşah’ın ümerasından sonra Emir Tutak ve Emir Altuk’un, Çorum’u fethettikten sonra yeni fetihler için Bağdat’a tayin edildiği ve Ahmet Gazi’nin bundan sonra bu bölgenin yönetimine getirildiği şeklindedir.

 

DANİŞMENT BEYLİĞİ DÖNEMİNDE ÇORUM

Danişmentliler Anadolu Selçukluları’na bağlı olarak Çorum da içinde olmak üzere Sivas, Tokat, Ankara, Çankırı, Kastamonu ve Yozgat çevresinde hüküm sürmüştür. Çorum ve çevresinde Danişment Beyliği’nin en önemli olayları Haçlı seferlerine karşı mücadeledir. Danişment Beyliği, II. Kılıç Arslan tarafından 1178 yılında Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlanmıştır.

 

ANADOLU SELÇUKLULARI DÖNEMİNDE ÇORUM

II. Gıyasettin Keyhüsrev zamanında Çorum’un idari bölümlerinde Serleşkerlik(Bölge komutanlığı ve Sancak beyliği) olduğu ve başında Hatirüddin Zekeriya adlı bir komutanın bulunduğu bilinmektedir. Anadolu Selçuklu Devleti 1243 Kösedağ Savaşı’nda, Moğollara yenildikten sonra Anadolu’da karışıklıklar çıkmış, 1276’da Kunduz Bey’in oğlu Emir Celalettin Çorum’daki Moğolları yenerek Çorum ve Amasya’yı kurtarmıştır. Çorum’daki Kunduzhan Mahallesi adı da bu beye ilişkin olarak verilmiştir.